Sizce Besin Takviyesi Kullanmalı mıyız?

Merhaba! Ben size besin takviyeleri ile ilgili bir dizi yazı hazırlıyorum. Bunlardan ilki: Besin takviyesi kullanmalı mıyız?

Besin takviyeleri kullanımı, normal beslenme ile yeterli miktarda alınamayan besin bileşenlerinin tedariği için başvurulan bir takviye yöntemidir. Günümüzde birçok insan besin takviyesi kullanıyor, hatta doktorlar artık omega 3, D vitamini, B12 vitamini, demir gibi besin bileşenlerini reçete ediyor. Günümüzde artık çok sık bu takviyeleri kullananlar var. Burada uzun uzun neden bu insanların bu bileşenlerden yetersiz olduklarını anlatmak değil niyetim. Çünkü her bireyin kendine has nedenleri vardır bu eksikliklere neden olan. Bu konulara daha sonraki yazılarımda değineceğim.

Besin takviyeleri maalesef bugünün artık olmazsa olmazları durumunda. Bir diyetisyen ve kronik hastalıkların beslenme ile hem önlenebileceğini hem de bu hastalıkları yenebileceğimizi bilen biri olarak, beslenmenin artık eskisi kadar yeterli olamadığını görüyorum. Yetmemesi de çok normal çünkü kendi soyumuzun sonunu getirecek kadar bilinçsizce kirletiyor ve tüketiyoruz. Havamız, toprağımız, suyumuz… bunlar artık eskisi gibi değil. Dolayısıyla üzerinde yetişen bitki ve hayvanlar da eskisi gibi değil. Hızlı yetiştirme ve ulaştırma çabalarını da hesaba katmamız gerekir, çünkü artık bizim pazar-manavdan aldığımız besinler daha hamken dalından koparılıyor. Ulaştırma aşamasında kendi kendine olgunlaşıyor zaten. Hem dalında olgunlaşmasını beklersek, o zaman ulaştırma sürecinde ezilebilir veya çürüyebilir.

Hayvansal kaynaklı besinlere değinmeme gerek var mı? Tavukçuluk endüstrisinde çalışan veterinerin ağzından duyduğum bir cümle: “kendi çalıştığım firmanın bile tavuğunu yemem” şeklinde. Balık çiftliklerinde tahıl ile beslenen balıklarda ise ağır metal birikimi daha yüksek (bakın var demiyorum, zaten artık hepsinde var, çiftliklerinkinde daha yüksek), üstüne bir de omega 3 oranı daha düşük. Yazarken bile içim karardı, bu yüzden artık düşünmüyorum. Çünkü yiyecek bir şey kalmıyor. Aç kalıp ölmek de bir seçenek tabi.

Bundan 30-50-100 yıl öncesine göre hazırlanmış beslenme plan ve programlarının hala değişmemesi gerektiğini veya hala onların uygulanması gerektiğini düşünenler varsa yazımın bundan sonrasını isterlerse okumayabilirler. Ya da karşıt görüş belirterek fikirlerini bana iletmeleri hoşuma bile gider. Onlara ufak bir sorum olacak: İlaç kullanımında besin takviyesi kullanımı kadar hassas mısınız? Yani ağrınız olduğunda, üşüttüğünüzde veya herhangi başka bir durumda öyle fazlaca düşünmeden kimyasal ve yan etkileri olan ilaçları kullanırken veya insanların ilaç kullandıklarını gördüğünüzde, besin takviyesi kullanımı durumunda hissettiklerinizi hissediyor musunuz? Ülkemizin nüfusu 80 milyon, 1 yıl içinde kullanılan ilaç kutusu sayısı 2 milyarın üstünde. Bu çok fena değil mi?

Beslenme konusunda da iki önemli husus var. 1. Husus: bilim değişkendir, canlıdır, değişime uğrar, kendini yeniler. Nasıl oluyor da beslenme biliminin ilkeleri son 50 yıldır çok büyük oranda hala aynı? 2. Husus: bundan yine 50-70 yıl öncesindeki besinler ve insanlar incelenerek hesaplanan ve hala kullanılan tüm bilgiler; besin veri tabanları, alınması gereken besin bileşenlerinin miktarları vb. hala aynı. Bir diyetisyen olarak şunu diyorum: artık çok fazla kimyasal bileşene hatta radyoaktif bileşene maruz kalıyoruz. Üstüne bir de yediğimiz besinlerin şekilleri ve tatları bir şeye benzemiyor. Veya üç boyutlu yazıcıdan çıkmış gibi hepsi birbirinin aynı. Doğada böyle bir genetik mühendisliği yok. Hiç mi kimse dikkat etmiyor bu duruma? Bana yanlış gelen hususlar var. Siz ne düşünüyorsunuz?

Biliyor musunuz? Eskiden omega 3 takviyesini herkes önermezdi, besin takviyesi kullanımına gerek yok denirdi. Şimdi hala büyük çoğunluk aynı kanıda. Ama mecburen ve mecburen artık “omega 3 kullanmalı mıyız?” yerine “hangi omega 3’ü kullanmalıyız? Kullanırken veya satın alırken nelere dikkat etmeliyiz?” sorusu daha çok soruluyor. Hemen hemen herkeste D vitamini yetersiz, doktorlar artık B12 vitamini ile demir mineralini reçete ediyor. İster istemez bilinç biraz değişiyor. Ayrıca besin desteği kullananların hastalanma veya ilaç kullanma oranları düştüğü için hem kişinin hem de devletin bütçesine etkisi olumlu oluyor.

Ülkemizde besin takviyesi kullanım oranı % 3 civarında. İngiltere’de besin takviyesi kullanım oranı % 46 civarında, Amerika’da % 50, Japonya’da ise % 100! Bizim % 3 olmamızı siz nasıl açıklarsınız? Çok gelişmiş bir ülke olmamız ve toprağımızın hala temiz olmasından mı?

Bugün neden çok daha fazla insanda akşam yorgunluğu hat safhada? O, çok fazla kişideki sabah yeterince dinlenmiş uyanamama veya gece uyuyamama problemlerinden, gün ortasında dinlenme ihtiyacından, akşam fişi çekilmiş gibi olma, odaklanamama veya artık eskisi gibi aktif bir zihne sahip olamama durumlarından bahsetmiyorum bile. Sadece akşam dışarı çıkmak istemeyecek, hafta sonu  dışarı çıkmaya üşenecek kadar enerjisiz olmanın sebepleri nelerdir?

Neden Alzheimer olma yaşı 35’e, diyabet olma yaşı 10’lu yaşlara indi?

Sözlerimi şöyle noktalıyorum ve bir sonraki yazımda görüşene kadar kendinize iyi bakın diyorum: İleriki yaşlarımda ilaçlara bağımlı olmak yerine bugünlerimde besin takviyelerini kullanırım. Bilinçli bir kullanıcı olduğum takdirde kaygılanmama da gerek kalmaz. Tabi beslenmeme de dikkat ederim, zira sağlık beslenmeye önem vermeden elde tutulabilen bir kavram değildir.

Sorularınız varsa Aquayaşam ile irtibata geçebilirsiniz. Sorularınızı cevaplamaktan mutluluk duyarım.

Bir sonraki yazımda hangi besin takviyesi seçerken nelere dikkat edeceğimizi yazacağım.

Görüşmek üzere.