Loading...
Menu

VÜCUDUMUZUN MAGNEZYUM İHTİYACI

Merhaba değerli okuyucular.

Bugün magnezyum yetersizliği üzerinde durmak istiyorum.

Zaman zaman hissettiğimiz kısa süreli ağrılarımızın nedenlerini düşünmeyiz. Çünkü kısa sürelidir, biteceğini biliriz. Sonra ilerleyen zamanlarda başka ağrılar başlar. Bunlardan bazıları yenidir ve bazıları da eskiden beri var olanın daha uzun sürelisidir. Baş ağrıları olur mesela. Sonra bu ağrılar sıklaşır. Daha kolay yoruluruz. Daha çok ihtiyaç duyarız dinlenmeye. Hatta kronik yorgun hissetme sorunu ile yüzleşmeye başlarız. Zihnimizi eskisi kadar verimli kullanamıyoruzdur. Zihnimizi toparlamak eskisi kadar da kolay olmuyordur. Kas ağrıları, kas seğirmeleri, göz seğirmeleri sıklaşmıştır. Daha çok uyku ihtiyacı vardır ama daha kalitesizdir uykular. Hatta hemen uykuya dalamama sorunları da vardır. Migren ağrıları başlamıştır veya şiddetlenmiştir. Hey gidi günler hey, eskiden neydik de şimdi ne olduk der gibi… Hiç bunların magnezyum yetersizliğinden olabileceğini düşündünüz mü?

Öncelikle kendinize ve bedeninize kızmayın. Çünkü bedeniniz siz ona ne verirseniz onu en iyi şekilde kullanır. Eğer bugünlerde kendinizi zihnen, bedenen veya ruhen iyi hissetmiyorsanız, bedeninizin işleyişinde bazı yerlerde aksaklıklar var demektir. Bu aksaklıklar vitamin ve/veya mineral yetersizliğinden kaynaklanır. Kendinize de kızmayın. Siz bedeninizi beslemek için elinizden geleni yapıyorsunuz. Ancak artık yedikleriniz çok değişti. Eskiden yediğiniz yiyeceklerin kalitesi ile şimdikilerin kalitesinin benzer olduğunu kim düşünebilir? O tat, o koku nerde…

Üzülerek söylüyorum, ne diyetisyenler ne de doktorlar toplumdaki magnezyum yetersizliğinin farkında değiller. Herhangi bir durumda ilaç vb. tedavi yöntemlerine başvuruyorlar (en tipik örneği de ağrı kesiciler). Bir düşünün; ağrı, vücudunuzun beyninize “burada ters giden bir şeyler var” sinyalidir. Ne yani vücudunuzun ağrı kesiciye mi ihtiyacı var? Bu mu olmalıydı ilk çözüm yolumuz? Neyse… Şunu bilin ki dünyada milyonlarca insanda magnezyum yetersizliği var ve bundan haberleri bile yok.

<<<<<<<< kanda magnezyum analizi sadece kanda magnezyum analizidir. Dokularınız hakkında bilgi vermez. Kan tahlillerinize aldanmayın>>>>>>>

Neden Magnezyuma İhtiyacımız Var?

Magnezyum vücutta yüzlerce farklı biyokimyasal tepkimede görev alır. Yetersizliğinde de pek tabi bu tepkimelerde aksaklıklar olur. En önemlisi nedir bu tepkimelerin diye soracak olursanız size hemen ATP (hücrelerin kullandığı enerji hali) derim. Yani siz yediklerinizin enerji içeriğini inceliyorsunuz ya hep ve hep hiç usanmadan, hücrelerinizin kullanabildiği enerji ATP’dir. Yedikleriniz ATP’ye dönüştürülebilirse hücreler mutlu, dönüştüremezlerse mutsuz ve biraz da hasta olur. İşte magnezyumsuz ATP üretimi olmaz. ATP üretemezseniz hücreleriniz açlık çeker. Tüm ağrıların ve özellikle kronik hastalıkların ortak yönüdür ATP yetersizliği. Fibromiyalji, romatoid artrit, migren, diyabet, osteoporoz, otizm, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, kardiyovasküler problemler ve kronik ağrı… Bunların hepsinde uzun süreli magnezyum yetersizliği vardır desem hiç de iddialı bir cümle kurmuş olmam. Azıcık google’a bile yazsanız bu hastalıkların magnezyum yetersizliği ile ilişkili olduğunu okuyabilirsiniz. Bu da demektir ki bilim çevrelerince bu konu on yıllardır bilinmekte.

S: Magnezyum takviyesi almalı mıyız?

C: Kişiye göre değişir.

S: Nerden bileceğiz?

C: Yukarıda belirttiğim sorunlarla yüzleşmeye başladınız mı?

 

Neden Magnezyum Yetersizliği Çok Sık Görülüyor?

Günlük ihtiyaç ortalama 400 mg. Ancak diyetle alınan magnezyumun ortalama % 30-40’ı kullanılabilmektedir. Bu da demek oluyor ki 1200 mg civarında almalıyız. En iyi kaynakları yeşil yapraklı sebzeler, yağlı tohumlar (ceviz, fındık, badem vb), kabak çekirdeği vb. Peki, 200 g ıspanak, 100 g kabak çekirdeği, 100 g kadar fındık yesek toplamda 1015 mg magnezyum alabiliriz. Bence fena değil. Diğer besinlerden de aldıklarımızla birlikte 1200 mg’a ulaşabiliriz. Aslında kolay gibi. O zaman, neden endüstriyel toplumlarda magnezyum yetersizliği var? Çünkü, tüm besinlerin içeriğindeki bileşenler toprağın kalitesi, kimyasal ilaçlar ve hibrit tohumlar nedeniyle azalırken, bu azalmanın önüne geçilebilmesi amacıyla gübrelere sentetik vitaminler ve bitki tarafından aktif kullanılamayan mineraller eklenmektedir. Bu durum analizlerde yüksek miktarlarda vitamin-mineral olduğu sonucunu verse de hem bitki hem de insan dokularında aktif bileşenlere dönüşmemekte. Bu durumda sebze-meyvelerdeki magnezyum ne kadar güvenilir, emin olamıyorum.

Ayrıca çoğu insanın günlük sebze tüketimi yeterli değil. Sadece kalori protein hesabı yapıyoruz. O zaman da beslenme denince akla et ve ekmek geliyor. Çevrenizde insanların yediklerine dikkat edin. Et ve ekmek karışımı çok yoğun bir beslenme göreceksiniz. Sebzeyi, meyveyi, yağlı tohumları atlıyoruz. Bir süre sonra ise yetersizlik oluşuyor

Eğer yediğiniz besinin içerisindeki magnezyum miktarını öğrenmek istiyorsanız ulusal gıda kompozisyon veri tabanına ( http://www.turkomp.gov.tr/) bakabilirsiniz. Bu kaynaktaki bilgiler ülkemizde yetişen besinlerden elde edildiği için daha güvenilir bilgiler sunmaktadır. Sadece magnezyuma değil diğer bileşenlere de bakabilirsiniz. Evet, enerji hesabı da yapabilirsiniz!

 

Magnezyum Takviyeleri Hakkında Birkaç Püf Noktası

Hasta veya kronik sorunlarla mücadele eden bireylerin hatta sağlıklı bireylerin bile takviyeye ihtiyacı olabilir. Bunun için de pratik birkaç bilgi vereyim.

Magnezyum oksit, migren için en etkili form olduğu belirtilmektedir.

Magnezyum sülfat, inorganik formdur. Sadece küçük miktarlarda emilebilir ve kullanılabilir.

Magnezyum karbonat, genelde bağırsak şikâyetlerine neden olur.

Magnezyum sitrat, büyük miktarlarda emilir ve kullanılabilir ve kabızlık şikâyetinde en etkili formdur.

Eğer takviye kullanacaksanız, magnezyum sitratın en etkili form olduğunu söyleyebilirim.

Bol sebzeli, meyveli, bitkisel ağırlıklı bir beslenme dilerim.