Loading...
Menu

OTİZM VE BESLENME

Bir süredir otizm için en uygun diyetin nasıl olması gerektiği tartışılmakta. Gerçekten de çocuklarımız için bu gibi özel durumlarda nasıl bir beslenme planı uygulamalıyız? Nelere dikkat etmeliyiz? Ve besin takviyesi kullanmalı mıyız, kullanmalıysak hangilerini kullanmalıyız?

Bazı bilim insanları özellikle otizmli bireylerde glütensiz kazeinsiz diyetin uygulanması gerektiğini vurgularken diğer bir grup bilim insanı bu diyetin sadece alerjik reaksiyon gösteren çocuklarda uygulanması gerektiğini belirtmektedir. Nedeni ise, bilimsel literatürde henüz otizmli bireyler için yeterli sayıda ve nitelikte bilimsel kanıtların bulunmamasıdır. Bu doğrudur, bilimsel kanıtlar yeterli değildir. Çünkü çocuklara glütensiz kazeinsiz diyeti uygulatmak, bu diyetin kontrolünü sağlamak, çocukların diyete uyum sağlaması ve yeterli sürenin sağlanması oldukça zahmetlidir. Ayrıca her çocukta aynı sürede benzer etkilerin görülmemesi, etkilerin görülebilmesi için ise her çocukta değişmesi ile beraber ortalama 2 yıl gibi bir sürenin gerekmesi, bilimsel çalışmaların azlığının temel nedenleridir. Şu anda bilimsel literatürde bulunan çalışmalara göz attığımızda ise en fazla 2 ay süre ile denenmiş ve etkilerin ya görülmediği ya da çok az görüldüğü belirtilmiştir. Oysa otizmli çocuklarla ilgilenenler iyi bilmelidirler ki bu diyete uyum sağlama aşaması vardır ve bu aşamadan en az 3 ay sonra iyi belirtiler görülmeye başlanmakta, 2 yıl kadar sonra ise otizm belirtileri en aza inmektedir. Bazı bireylerde tamamen geçtiği de belirtilmektedir. Ancak bu durum hem diyete başlanan yaş hem de bireysel farklılıklar ile ilişkilidir. Ancak bilimsel veriler, glütensiz kazeinsiz diyetin uygulanması ile çocukların bağırsak problemlerinin önemli ölçüde azaldığını, konsantrasyon, dikkat, iletişim ve sosyal çevre ile etkileşim düzeylerinin önemli ölçüde arttığını da sıklıkla belirtmektedir. Otizmli bireylerle çalışan sağlık personelleri de glütensiz-kazeinsiz diyetin etkilerini gördüklerini vurgulamaktadır.

Otizm durumunda sadece diyetten bahsedemeyiz. Bazı besin takviyelerinin işe yaradığı özellikle belirtilmektedir. Örneğin otizmli bireylerde eksikliğine sık rastlanılan vitaminlerden biri D vitaminidir. En iyi hatta tek kaynağı diyebileceğimiz güneşten bu bireylerin en iyi derecede faydalanmaları gerekmektedir. Hatta D vitamini takviyesinin alanında uzman kontrolünde kullanılması gerekebilir. D vitamini eksikliğine eşlik eden diğer bir durum ise kalsiyum eksikliğidir. D vitamini, diyetle alınan kalsiyumun emiliminde görev aldığından sadece otizmli bireylerde değil, D vitamini eksikliği olan hemen herkeste kalsiyum yetersizliği görülmesi olasıdır. Otizmli bireylerde eksikliği görülen diğer bir vitamin ise E vitaminidir. E vitamininin en iyi kaynağı olan ceviz, fındık, badem gibi besinleri çocuklarımızın diyetlerine eklememiz önemlidir.

Otizmli bireylerde eksikliği görülen diğer bir önemli madde ise serotonin. Serotonin, sinir hücreleri arasında iletişimi sağlayan bir madde ve ruhsal durum, uyku, duygular, iştah, bağımlılık ve agresiflik gibi durumları düzenler. Yetersizliğinde ise depresif duygular, uyku sorunları, takıntılı davranışlar ve bağımlılığa yatkınlık görülür. Bu durumları aslında otizmli bireylerde de gözlemleyebiliyoruz. Dolayısıyla serotonin üretimini artırabilmek tedavi aşamasında önemli yer tutar. Unutulmamalıdır ki vücutta serotonin üretimi için B6 vitamini, magnezyum, folat, demir, omega 3 görev alır. Dolayısıyla, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı et, ceviz, fındık ve balık tüketimine özen gösterilmelidir. Hatta gerekirse alanında uzman bireylerin kontrolünde takviyeleri de kullanılabilir.

Hepimizin bildiği gibi otizmli bireylerin bağırsak sorunları sık görülür. Bağırsak problemleri ile sebze tüketiminin yetersizliği paralel gider. Sebzelerle sadece bol posa almış olmayız, beraberinde bağırsak bakterileri de düzene girer. Bu da bağırsakların daha düzenli olmasını, bağırsak problemlerinin azalmasını sağlar. Ek olarak otizmli bireylerde görülen ağır metal birikimini azaltmanın en iyi yolu da hem daha fazla ağır metale maruz kalmamasını sağlamak, hem de doğal antioksidan içeren ve vücut içinde antioksidan mekanizmalara yardımcı maddeler içeren rengârenk sebze-meyveleri tüketmektir. Her bir rengin farklı bir özelliği olduğunu unutmayarak diyete her renkten sebze ve meyveler eklenmelidir. Ancak unutulmamalıdır ki, bazı bireyler bazı sebzelere rahatsızlık tepkileri verir. Bunu gözlemleyerek anlayabiliriz. Çocuğumuz hangi sebzenin tüketimini takiben rahatsızlık hissi yaşadığını tespit edip, o sebzeyi gerekirse diyetinden çıkarmalıyız. Fakat bir süre sonra tekrar deneyerek diyetine ekleyebiliriz.

Tıp dünyası artık bağırsaklar ile beynin direk ilişkili olduğunu belirtmektedir ve bu direk ilişkiye beyin-bağırsak ilişkisi denmektedir. Otizmin nörolojik bir durum olduğunu ve otizmli bireylerin bağırsak sorunları yaşadığını da tecrübe ederek bu ilişkiye biz de şahitlik ediyoruz. Dolayısıyla otizmli bireylere, çocuklarımıza yardımcı olmak istiyorsak, bizler de bağırsaklardan başlamalıyız ve bağırsaklara gereken önemi vermeliyiz. Alanında uzmanların kontrolünde bu özel beslenme planı uygulanabilir ancak uzman kontrolünde olmadığında tehlike yaratabilir. Çünkü diyetin sınırlarını belirlemek ve eksik besin ögelerini yerine koymak önemlidir. Aksi halde bireye daha fazla zarar bile verilebilir. Dolayısıyla bu özel beslenme planını uygulamaya koymadan önce lütfen bir uzmana danışmayı unutmayın.