Loading...
Menu

Kırmızı Hap Nasıl Yapılır?

Eminim izlediniz…

Meşhur bir sahne. Eski bir mermer şöminenin önünde deri koltuklarda oturan iki adam. Ortalarında küçük bir sehpanın üzerinde bir bardak su.

Ayna gözlüklü olan adam bir küçük kutu çıkarıyor ve karşısındaki genç adama son bir şans veriyor.

Açtığı avuçlarında birer hap var. Sol elindeki mavi hap ona her şeyi unutturacak ve kendisini yatağında bulacak.

Sağ elindeki kırmızı hap ise harikalar diyarındaki yolculuğuna devam ettirecek.

‘Sana tavşan deliğinin ne kadar derine gittiğini gösterebilirim.’ diyor ayna gözlüklü adam.

‘Gerçek nedir?’

‘Sen bir kölesin. Göremediğin, kokusunu ve tadını alamadığın bir hücredesin. Zihnin bir zindanda.’

Filmin devam etmesi için genç adamın kırmızı hapı almasını istiyoruz ama gerçek hayatta hepimiz mavi hapı almayı tercih ediyoruz. Büyük bir uykunun içinde, adına ömür dediğimiz sürenin kaçınılmaz sonuna kadar burada zaman geçiriyoruz. Sonrasında olacaklar veya olabileceklerle ilgili ümitlerimiz, kaygılarımız ve hatta dürüst olalım, büyük korkularımız var.

Amacımızın ne olduğunu bize söylemediler gelirken. Yerkürenin doğduğumuz noktasına göre kalıplarımız, beklentilerimiz ve inançlarımız var. Bize öğretilen doğrultuda konuşuyor, bizden öncekilere çok benzer düşünüyor, öyle seviyor, böyle böyle ölüyoruz.

Hayatımızın bir amacı olmadığını düşünenlerin oranı 2016’da Kanada’da yapılan bir araştırma sonuçlarına göre yüzde seksenlere dayanıyor. Bu yüzde seksen aynı zamanda başkalarının da amaçları olabileceğine inanmıyor.

Amaç olarak önümüze koyduğumuzu sandığımız hedefler çoğunlukla başkalarının bizim için istedikleri ile bizim başkalarının davranışlarına bağladıklarımız arasında gidip geliyor.

Uykudan uyanmak ve gerçekle yüzleşmek için büyümek zorundayız ve bu dünyanın en sevimsiz kelimelerinden biri.

Hayat amacımızın ne olması gerektiğine değil de ne olmaması gerektiğine odaklansak belki daha kolaylaşır işimiz. Niyetimizi kendi kendimize samimiyetle itiraf edebildiğimizde kapılar açılmaya başlıyor. Ne kadar çok kişisel gelişim kitabı okuduğunuz, ne çok kursa katıldığınız, neye inanıp neye inanmadığınızdan çok daha önemli kendine samimi olabilmek. Kendini iyi ve kötü tarafları ile tanıma niyetinde kalabilmek.

O yüzden dökün tüm beklentilerinizi masanın üzerine. Ailenizin, arkadaşlarınızın ve toplumun size verdiği hedefleri çıkarın. İçinde sizden başka birilerinin eylemlerine bağlı bir amaç varsa onları da atın. Monoton gözüken, sizi ilk duyuşta heyecanlandırmayacak ne varsa onları da ayırın. Başkalarının ihtiyaçları yüzünden kabul ettiklerinizi, içinde yapmazsanız sizi endişe ve korkuya sevk edecekleri de yakın.

Bakın bakalım masanın üzerine…

Büyük ihtimalle göreceğiniz şey kırmızı bir haptır…