Loading...
Menu

KELİMELER SİHİRDİR

Hayatlar karmakarışık, hayallerimize bu karmaşıklığın içerisinde yer açmaya çalışıyoruz. Sığdıramadıkça, bir şeyler eksik kaldıkça öfkeleniyoruz, çaresiz hissediyoruz. Nasıl başa çıkacağını bilememek, yetersizlik hissi bizi dışarıda bir çözüm aramaya yöneltiyor. O kadar beklemiş, o kadar sabretmiş oluyoruz ki sabrımızın son demlerindeki bu arayış bizi acil değişim arayışlarına yöneltiyor. Sonuçta hepimiz bir sihirli değnek arayışında buluyoruz kendimizi. Her dokunduğumuz çözüm, beklediğimiz sihirli değnek çıkmadıkça daha çok yıkılıyor, hayallerimizden, insanlığımızdan daha çok eksiliyoruz.

Dünyayı değiştirmedikçe hayallerimizin kurtulamayacağına inanıyoruz. O yüzden dünyayı kurtarmaya, etrafımızdaki insanları değiştirmeye çalışıyoruz. Zihnimizdekine uymayan tüm farklılıklara öfkeleniyoruz. Çünkü bizi korkutuyor, çünkü her farklılık hayallerimizden biraz daha çalarak büyüyor. Dünyayı kurtarmaya gücümüz yetmediğini gördükçe kurtarmaya çalışanların peşine düşüyoruz, yine sihirli değnek beklemeye kendimizi bırakıyoruz.

İşte o yüzden geçmişe bakmak, tarihi ve insanlığın gelişimsel tarihini bilmek önemlidir. İnceledikçe insanın doğasındaki mucizeleri keşfederiz. Nasıl güçlüklerle mücadele ettiklerini, kıtlık, buzul gibi canlılığı aşan doğal afetlerden bile kurtulup neslini devam ettirdiğinin izlerini buluruz. O izlerde kendi genetiğimizi buluruz. Bedenimizde o güçten izler taşıdığımızı, bilinçaltımızda hala o hafızanın olduğunu keşfederiz. Sahip olduklarımızı fark ettikçe geleceğimize daha bilge ve özgür adımlar atabiliriz.

İşte sahip olduğumuz hazinelerden biri de kelimelerdir. Yüzyıllardır kelimelerin üzerindeki güç çeşitli alanlarda vurgulanmıştır. Büyü gibi ezoterik konularda, meditasyonda kullanılan mantralarda ve hatta bazen olumlu kelimeleri tekrarlamanın gündelik hayatımıza etkilerine dair yansımaları bir çok yerde görebiliriz. En aşina olduğumuz örneklerden biri, sihirbazlıkla eş değer tutulan “Abra kadabra” kelimesidir. Hakkında çeşitli teorileri olan bu kelimeler, ilk olarak roma imparatoru Caracalla’nın doktorunun yazdığı bir şiirin içinde geçtiği bilinmektedir ve imparatorluğun rahatsızlığı için boynuna asması için verilen amulette mevcuttur. Çoğu kaynak, kelime anlamında farklı teoriler ileri sürse de kelime kökenin de Aramiceden geldiği konusunda hem fikirlerdir. Ancak kelimenin bazı kaynaklara göre “Avra Kedabra” yani “Söylediğim gibi yaratacağım” ya da “Abhadda Kedhabhra” yani “ Bu dünya gibi yok ol” kelimelerinden geldiğine inanılmaktadır. Sonuçta aslında bildiğimiz bu kelimeleri kullanan kişi kim olursa olsun algımızda bir şeyleri değiştirmeye, bizim gördüğümüz gerçekliği değiştirmeye çalışıyor demektir. Biz de bazen sempati ile , bazen hayranlıkla onun bizi götüreceği yolu verdiği mesajla anlayarak eşlik etmek istiyorsak ederiz. İki sihirli kelime ile bizi başka bir dünyaya taşımasına izin veririz.

Kate Douglas, New Science dergisinde 2007’de yazdığı bir makalede Nöroimajlama Ünitesi’nin Direktörü Stanislas Dehaene’nin bilinçaltını tanımlamaya çalışırken kullandığı yöntemler arasında kelimelerden bahseder. Beyin Görüntüleme yöntemleri ile, kelimelerin bilinçli zihinde algılanamayacak şekilde maskelendiğinde ve bu maskenin giderek kaldırıldığında bilinçli ve bilinçaltı tarafından algılanması arasındaki beyin aktivite farklarını aktarır. Burada çalışmalar her ne kadar bilinçaltı ve bilinç arasındaki ayrımı tanımlamak üzere yapılmış olsa da aslında kelimelerin her şekilde üzerimizdeki etkisinin de bir kanıtı olmaktadır.

Sonuçta kelimeler üzerine bir çok çalışma vardır. Ve konu burada bir defada bitirebileceğimizden oldukça uzundur. Ancak burada konunun bizleri ilgilendiren en önemli kısmı, kullandığımız negatif kelimeler veya olumsuz düşünceyi destekleyen cümlelerin hem kendi hayatımızdaki eylemlerimizi, ve takip eden karşılaşacağımız olayları veya etrafımızdaki insanlar üzerinde yaratacağımız etkileri oldukça şekillendirmektedir. Bilinçaltı, varlığını korumak ve sürdürmek üzerine hareket eder. Bu yüzden karşılaştığı olumsuzluğu, dışarıdaki gerçeklik boyutunda değerlendirmeyip karşılaşacağı tehlike olarak görerek değerlendirir. Ve hayatındaki bu olumsuzluğa karşı kendini hazırlar. Kaygı hormonları artar, pozitif anlamdaki eylemlerinden veya adımlarından kaçınıp enerjisini korumaya çalışır. Hiç birimiz, hedefe ulaştığımızda harcadığımız emekten daha yüksek bir kazanım enerjitik anlamda sağlayamazsak bu adımı atmak istemeyiz, değil mi? Evren gibi bizler de basit matematik kuralları üzerine kuruluyuz.

Kelimelerin kendi dünyamız kadar karşılaştığımız kişilerle aramızdaki alanı da etkilediğini düşünürsek, kimse mutluluk ve huzur bulduğu bir alanı bozmak istemez. Tabii dünyaya öfkesi olan bazı aykırı kişiler çıkacaktır, ve sizleri kendi dünyalarına çekmeye çalışacaklardır. Ama bilinçaltımızın zihninde tekrarladığımız cümleleri veya kelimeleri, dış dünyada ne kadar gerçek olup olmadığına bakmadan algıladığı şekilde tüm kimyamızı etkilediğini düşünürsek günümüzü nasıl geçirmek istiyorsak, bedenimizde hangi hormonlarımızı daha yüksek tutmak istiyorsak; mutluluk mu? Kaygı mı? Kelimelerimizi, ve kelimelere bağlı olarak cümlelerimizi, cümlelere bağlı olarak düşüncelerimizi seçebiliriz. Aynı şekilde çevremizdeki kişilerin nasıl hissedeceğini de belirleyebiliriz. Büyü ve güç her zaman tehlikelidir, kelimeler de bizim sihrimiz. Farkında olmazsak hem etrafımızı hem kendi dünyamızı yıkabiliriz. Ancak yıkmak yerine tersini yapıp, etrafımızdaki karanlık için bir şeyler yapmaya başlayabiliriz, belki tüm dünyayı olmasa da en azından kendi dünyamızı yaratmaya buradan başlayabiliriz. Güzel düşünceleri kendimizde çoğaltabiliriz, Güzel düşünce tohumlarını etrafımıza ekebiliriz. Belki tüm dünyayı kurtaramayız ama kendi dünyamızı kurtarmaya başlayabiliriz. Sevgiyle ve güzeliklerle kalın