Loading...
Menu

KAFANIN İÇİNDE BİR PSİKOPATLA YAŞIYORSUN ONA TESLİM OLMA!

Kafanın İçinde Bir Psikopatla Yaşıyorsun Ona Teslim Olma!

Yazının başlığı size garip veya itici gelmiş olabilir. Aslında gelmeli de çünkü tam olarak istediğim buydu. Bizler için değişmek çoğu zaman o kadar zor ki, bize meydan okumayan olaylar dışında hiçbir şeye tepki göstermiyoruz. Çünkü yeryüzünde yedi milyar insan uyuşturulmuş olarak yaşatılmaktadır. Bir nevi uyku halindeyiz aslında. Nasıl düşünmemiz isteniyorsa öyle düşünüyoruz. Nasıl davranmamız, neyi yememiz, neyi tüketmemiz başkaları tarafından belirleniyor. Sonra da içinde bulunduğumuz her şeyden rahatsızlık hissediyoruz. Böyle hissetmemiz çok normal çünkü özümüzü yaşamıyoruz. İsteklerimiz aslında bizim değil başkalarının bizlere dayattığı istekler. Peki değişime ihtiyacımız var mı? Bilimsel araştırma ve raporlara bakılırsa değişime olan ihtiyaç oldukça acil.

Neden mi?

 

  • İnsanlarımızın birçoğu yaşadığı hayattan, işinden veya çevresinden memnun değil.
  • Arzu ve isteklerimiz bitmek bilmiyor, ulaşılan her istek yeni bir arayış doğuruyor.
  • Ülkemizde üretmeden tüketmek alışkanlık haline gelmiş durumda.
  • Toplum olarak tahammül sınırlarımız tükenme noktasında. En ufak ikili diyologları tartışmaya çevirebiliyoruz. 
  • Geçlerimiz umutsuz, yaşlılarımız karamsar.
  • Herkes kolay para kolay iş peşinde.
  • Etrafımızda olumlu mesaj içeren konuşma duyamaz olduk.
  • Nefret, kin, öfke yaşamın her alanında. Maçta kavga çıkar. Piknik alanında yer tartışması yaparız. Restoranda sıra beklerken başkalarını eğitmeye çalışırız.

Peki neden? Yukarıdaki durumların tek bir kök nedeni var. Kafamızın içindeki o psikopat.

Tartışma ve kavga üslubunu terketmediğimiz sürece hayatımızda istediğimiz hiçbir değişim gerçekleşmeyecektir. O psikopata kulak verdiğimiz veya bizi yönetmesine izin verdiğimiz sürece şu andan daha farklı hissetmeyeceğiz.

Peki kafamızın içindeki o psikopat Kim?

Dilerseniz gelin biz hiç farkında olmadan bizi yöneten kafamızın içindeki o psikopatı biraz tanıyalım.

Psikopat ya da sabotajcı dediğimiz o şey aslında ego’dur. Ego aslında bizi korumak için vardır. Bildiğiniz gibi en temel ihtiyacımız var olmanın şartı olan hayatta kalma güdüsüdür. Her canlı hayatta kalmak ve varlığını devam ettirmek için çaba harcar. Bizler bomboş bir zihinle doğarız ve sonrasında beynimizin içine birçok bilgi veya yargı kodlarız. Aslında gerçek, doğru veya yanlış diye birşey yoktur. Her yargı bizim yarattığımız bir metafordur. Verdiğimiz her karar zihnimizdeki sınırlar, değerler ve inançlar ile doğrudan ilgilidir.

Kameruna gittiğimde insanlar başta bana çok rahat görünmüştü, çünkü bana öğretilen çok çalışmaktı. Onuncu günün sonunda ben çok çalıştığımı anladım. Sudan’da yediğim yemekler bana çok kirli gelmişti. Bir haftanın sonunda benim temizlik kavramımın çok keskin olduğunu fark ettim. İspanya’da paten ve kaykaya binen yaşlı insanlar gördüğümde önce garipsedim sonra kabul ettim. Nedense karşılaştığımız her durum ve olay hakkında yargılarda bulunuruz, bu yargılar değer ve inanç sistemimizden gelir. Zihnimizde adeta filtreler oluştururarak kendimizi korumaya çalışırız. Kendimizi korumak için yarattığımız bu filtreler aslında uzun vadede bizi yorar ve strese sokar. Neden mi? Bir yerde hijyenden memnun değilsek kötü hisseder ve mutsuz oluruz orada bulunmak veya yemek yemek istemeyiz. Bizden farklı düşünen insanların arasında kendimizi güvensiz ve kötü hissederiz. Buna benzer tüm durumlar bizi öylesine yorar ki en sonunda kendi güvenli alanımızı (konfor sahası) oluşturur ve onun içinde yaşamaya başalarız.

Güvenli Alanımız (konfor sahası)

Ev-TV Programları ve AVM’ler

Ev

 

TV Programları
AVM ler

Türkiyede insanlar yaşamlarını yukarıdaki üçgende geçiriyor. Bu alana konfor sahası da diyoruz. Konfor sahası bizi korumakla beraber aslında uzun vadede bize zarar veriyor. İşte o psikopat bizi bu sahada yaşamaya zorlar. Çünkü beynimiz garanticidir. Doğada hiçbir varlık değişim istemez. Değişim gerçekleştirmek çok zor bir faaliyettir. Önce kendimizi buna ikna etmeniz gerekir.

Nasıl mı?

Dilediğiniz Hayatı Yaşamak İçin 6 Altın Kural 

 

  • O psikopata (egona) kulak verme
  • Egonu dengele
  • Hoşlanmadığın her şeyi bir haftalığına kabul etmeyi dene
  • Kendime daima meydan oku
  • Yetkinliğini sürekli arttır
  • Deneyimlerine olumlu anlam yükle

Ben de uzun yıllar egomun yönetiminde yaşadım. Karşılaştığım herşeyden etrafımdakileri suçladım. Bir süre sonra suçlayacak şey kalmıyor etrafımızda ve içimize dönmek zorunda kalıyoruz. İşte asıl çözüm orada. Bizler çözümleri hep uzaklarda ararız aslında cevaplar hep yanıbaşımızda bizi beklemektedir. Yapmanız gereken tek şey kalbinize kulak vermek.

Değişim kolay olmamalı, kullan at çözümler geçici fayda sağlar. Önemli olan kalıcı davranış değişikliği gerçekleştirmektir.

Devamı için bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle....