Loading...
Menu

Bir Fincan Kahve

Size sımsıcak haberlerim var. Bu yüzden sıcak bir fincan çay ya da kahvenizi alın elinize ve okumaya başlayın.

Bir dükkanın vitrininde kahve fincanları – ya da nescafe kupaları – görüyorsunuz. Yakından bakmak için içeri giriyorsunuz, İçlerinden birini elinize alıp şöyle bir tutuyorsunuz ve kahve içmeyi hayal ediyorsunuz. Şu andan itibaren kasaya yönelip aslında hiç de ihtiyaç duymadığınız bir mutfak eşyasını daha dolaptaki diğerlerinin yanına yerleştirmek için güzelim paracıklarınızı verme ihtimaliniz oldukça yükselmiş durumda.

Soğuk bir kış günü bir mobilya satıcısının kapısından içeri adımınızı attınız. Sıcak bir içecek ikramlarını geri çevirmediniz ve çay ya da kahve dolu bardağı elinize aldınız… ve satıcıya içiniz ısınmaya başladı. Sıcak içecek yerine sadece bir bardak su alsaydınız gene aynı şey olacak mıydı acaba?

Ohio ve Illinois Eyalet Üniversitelerinde çok ilginç bir araştırma yapılmış. Bu araştırmanın sonuçlarına göre bir kahve kupasını 30 saniye gibi kısacık bir süre bile elinizde tuttuğunuzda onu satın alma konusunda istekliliğiniz önemli ölçüde artıyor.

Araştırmacılar, kupayı ellerinde 30 saniye tutan kişilerin 10 saniye tutanlara kıyasla kupa için % 50 kadar daha fazla ödemeye hazır olduklarını görmüşler. Üstelik 30 saniye grubundakilerin yarıdan fazlası kupanın aynısını yandaki dükkanda alabilecekleri fiyatın üstünde ödeme yapmaya hazır. 10 saniye grubunda ise piyasa fiyatından daha fazlasını ödeme eğilimi pek görülmüyor.

İnsanlar bir nesneye kısa süreli temas ettiklerinde bile aralarında bir bağ oluşturuyorlar. Bu fiziksel temas arttıkça, süre uzadıkça, bağ da güçleniyor.

Araba satıcıları deneme sürüşü yapmanız konusunda sizi yüreklendirirler. Ev hayvanı satılan dükkanlarda hayvanlarla yakınlaşmanız (aslında hayvanın sağlığı açısından riskli olmasına rağmen) genellikle dükkan sahibi tarafından engellenmez. Emlakçılar yüksek fiyatlı bir evin odalarında sizi gezdirirken ona sahip olmayı hayal etmenizi sağlamaya çalışırlar. Satılan şeyle ne kadar haşır neşir olursanız o kadar iyidir.

Henüz resmi olarak satın almamış olsak bile, elimizde tuttuğumuz bir kahve kupası, içinde gezinip hayaller kurduğumuz bir ev, şoför koltuğuna oturduğumuz bir araba, kucağımıza aldığımız bir ev hayvanı, içimizde bize ait oldukları duygusunu uyandırıyorlar. Bir kez bu duygu uyandı mı, artık mesele yeni bir şey satın almak değil, sahip olduğumuz bir şeyi kaybetmemek haline geliyor.

Sıradan bir kahve kupasını almak için ödemeyeceğimiz bedeli, bize ait olduğunu hissettiğimiz bir kupayı kaybetmemek için vermekten çekinmiyoruz.

Daha da ilginci, elde tutulan kahve kupası sadece kendi adına değil, onu bize veren kişi adına da konuşuyor.

Yale Üniversitesi ile bağlantılı olarak gerçekleştirilen bir çalışma, fiziksel sıcaklıkla bir insana duyduğumuz sıcaklığın bağlantılı olduğunu gösteriyor. Deney odasına gidiş yolunda kısa süreyle elinizde tuttuğunuz sıcak içecek bardağı, deney odasına vardığınızda hakkında yazılmış olanları okuduğunuz kurgusal bir kişi için daha sıcak duygular beslemenize neden oluyor. Yolda soğuk içecek bardağı tutan biriyse, anlatılan kişiyi daha soğuk olarak nitelendiriyor. Kısa bir süre için elde tutulan bir bardak, biz farkına bile varmasak da, yabancı birine karşı nasıl duygular besleyeceğimizi etkiliyor.

Şimdi sıcacık çayınızdan ya da kahvenizden bir yudum almak için uygun zaman…

Peki, sıcak ve soğuk temas etkisinden henüz çıkmamış kişilere hediye çeki verseniz, kendileri için mi harcarlar, arkadaşları için mi? Evet, arada bağlantı var!

Sıcak ve soğuk kompres yastıklarının test edildiği bir uygulamadan sonra deneklere kendileri ya da başkaları için harcayabilecekleri hediye çekleri veriliyor. Soğuk yastıkla şartlanmış olan kişiler daha çok kendilerine yönelik hediyelerle ilgilenirken, sıcak yastık tutmuş kişilerin başkaları için hediye seçmeye meyilli oldukları görülüyor.

Aslında kullandığımız kelimelerin rastlantısal olmadığı yeni bir bilgi değil. Eğer bir insan için “sıcak” kelimesini kullanıyorsak, bunun “sıcak” kelimesinin ilk anlamıyla bir şekilde ilgili olması bizi şaşırtmamalı. Ne hissediyorsak onu söylüyoruz; içimiz dışımız bir aslında. “Sıcak” hissediyorsak daha “sıcak” ilişkiler kuruyoruz.

Bu yüzden olsa gerek, bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var…