Loading...
Menu

ALZHEIMER HASTALIĞI BESLENME İLE GEÇİYOR!

Alzheimer hastası olan bir bireyin belirgin bir şekilde iyileşebildiğini hiç duydunuz mu? Duysanız inanır mısınız? Bu yazıyı okuyunca inanacaksınız çünkü böyle bir gerçek var. Dr. Bredesen, uzun süredir bilişsel performans kaybını önleme üzerine çalışıyor ve 2014 yılında yayınladığı bir çalışmada Alzheimer hastalarında belirgin iyileşmeler sağlandığını belirtiyor. Hem de bizi çok ilgilendiren bir şekilde. Yani beslenme ile. İlk önce inanılmaz gelse de hastalık ve sağlık kavramlarına şu açıdan bakınca her şey anlam kazanıyor: Biz canlılar hücrelerden oluşuyoruz. Ve hücrelerimiz sadece yediklerimiz ile beslenebilir. Hücrelerin tüm ihtiyaçları sadece beslenme ile karşılanabilir. Kronik hastalıkların temelinde hücrelerin işleyiş mekanizmalarındaki aksaklıklar olduğunu da düşünecek olursak, acaba tüm bu hastalıklar “yanlış/yetersiz beslenme”den kaynaklanıyor olabilir mi?

Bugünkü konumuz Alzheimer olduğundan sadece bu konu üzerine yapılan çalışmalardan bahsedeceğim. Aslında burada her bir kronik hastalıktan ayrı ayrı bahsetmek isterdim. Çünkü sadece Alzheimer’ın değil, diğer başka kronik hastalıkların da tedavisi beslenme ile mümkün. Bunları başarabilen farklı bilim insanları var. Bugün Alzheimer’ı seçmemin sebebi, Dr. Bredesen’in harika çalışması.

Dr. Bredesen pilot çalışma olarak Alzheimer veya Alzheimer öncesi bilişsel bozukluk tanısı konan 10 hasta ile beslenme ve yaşam tarzı değişikliğine dayalı bir çalışmayı 2014 yılında yayınladı. Çalışmaya katılan bu bireylerden 6’sının işlerini artık yürütemedikleri ve bazılarının işlerini bırakmak zorunda kaldıkları belirtiliyor. Çalışma kapsamında aşağıda sıraladığım uygulamalar yapılıyor. Çalışma sonuçları ise heyecan verici. Uygulanan müdahalelerin hemen hepsi beslenme değişikliği. Bunun yanında bazı besin takviyeleri, derin düşünme teknikleri ve fiziksel aktivite de var. Her bir hastaya uygulanan müdahale bireysel farklılıklar gösterse de çoğunlukla aynı. Aşağıda, bu çalışma kapsamında harika değişimlerle sonuçlanan uygulamaların genel listesini veriyorum:

  1. Basit şekerleri diyetlerinden tamamen çıkarıyorlar.
  2. Glüten içeren besinleri büyük oranda azaltıyorlar.
  3. Ağız bakımlarına hassasiyet gösteriyorlar.
  4. İşlenmiş besinleri diyetlerinden çıkarıyorlar.
  5. Çiftlikte yetiştirilmemiş balık tüketimine önem veriyorlar, serbest dolaşan hayvanlara ait kırmızı veya beyaz et tüketimleri var. Çiftlik hayvanı tüketmiyorlar, kırmızı et alımını da azaltıyorlar.
  6. Sebze ve meyve tüketimlerini artırıyorlar.
  7. Uyku süresini 4-5 saatten 7-8 saate çıkarıyorlar. Bunun için gerekirse melatonin takviyesi kullanıyorlar.
  8. Son yeme saatleri, yataklarına gitmeden en az 3 saat önce oluyor.
  9. Akşam yemekleri ile kahvaltıları arasında en az 12 saatlik açlık bulunuyor.
  10. Haftada en az 4-6 defa ve her defasında en az 30 dk fiziksel aktivite yapıyorlar.
  11. Her gün en az 1 kez stres azaltıcı aktivite (derin düşünme - yoga) yapıyorlar.
  12. Besin takviyeleri olarak ise, CoQ10, omega 3, metilkobalamin, D vitamini, pridoksin fosfat ve diğer bazı antioksidanları alıyorlar. (Besin takviyelerini lütfen bir uzman danışmanlığında kullanın!)

Yukarıdakilerin yanında Hindistan cevizi yağı, probiyotik takviyesi kullananlar da var. Hastalarda bu beslenme yaklaşımları ile 3-6 ay süre içerisinde dikkate değer bir düzelme gözleniyor, hastalar 6 ayın sonunda, öncesine göre çok daha iyi hissettiklerini hatta uzun yıllar önce en son bu kadar iyi hissettiklerini, bilişsel durumlarının da yıllardır hiç bu kadar iyi olmadığını belirtiyor. İşlerini bırakanlar işlerine geri dönüyor. Hatta hastalar çeşitli sebeplerle (viral enf. veya diyetten sıkılma) diyeti bıraktıklarında Alzheimer belirtileri tekrardan gözlenmeye başlıyor, bu diyete devam ettiklerinde ise tekrardan düzelme gözlendiği belirtiliyor. Ve bu hastaların bazıları 70 yaşında ve tekrardan işlerine dönerek daha yüksek randımanla çalışmaya devam ediyorlar. Bu çalışmanın yayınlandığı tarih itibari ile bu diyeti 2,5 senedir uygulamaya devam ettikleri belirtilmiş. Standart ilaç tedavilerinin başarısının ortalama % 30’unun plasebo etkisi olduğunu ve plasebo etkilerinin 2,5 yıl süremeyeceğini belirtmeliyim. Bu uygulamaların sonuçlarının bu denli muhteşem olmasının bizi şaşırtmaması lazım çünkü büyük oranda insan genlerine uygun bir beslenme planı uyguluyorlar.

Bu plan neden işe yarıyor?

Basit Şekerlerin ve Glütenin Diyetten Çıkarılması

Basit şeker alımı ile ağızdaki mikroorganizma örüntüsü diş ve dişeti hastalıklarına neden olan bir profile sahip olurken, bağırsak mikroorganizma örüntüsü de çeşitli hastalıklara neden olabilecek durumda oluyor ve bağırsak geçirgenliğinin artmasına neden oluyor. Alzheimer hastalarının bağırsaklarının yüksek derecede geçirgen olduğu, ağız ve bağırsak mikroorganizma örüntüsünün sağlıklı bireylerden farklı olduğu biliniyor. Ayrıca bu hastalarda beynin bölgelerinde oluşan plakların Candida mantarının ve diğer bazı bakterilerin zararlarını hafifletmek amacıyla vücut tarafından üretildiği de biliniyor. Glüten ise bağırsak geçirgenliğinin artmasına neden olan ek bir faktör olarak rol alıyor.

Serbest Dolaşan Hayvanlardan Elde Edilen Etlerin Tüketilmesi

Serbest dolaşan hayvanlara ait etlerin özellikle yağ örüntüsü farklıdır. Serbest dolaşan hayvanların etlerinin doymuş yağ oranları daha düşük, omega 3 yağ asidi oranları ise daha yüksektir. Ayrıca organik yetiştirilen tüm besinlerde kimyasal atıkların çok daha az olduğu bilinmektedir.

Yeme Saatleri ve Aç Kalma Süreleri

Alzheimer durumunda kanda yüksek seyreden insülin seviyeleri görülür. Özellikle akşam yüksek insülin seviyesi, yağ yıkımını engelleyen bir durumdur ve inflamasyonun sonlanması için (anti-inflamatuar) gerekli mekanizmaların gerçekleşmesini engeller. Ayrıca 12 saatlik açlık her ne kadar zor olsa da tüm vücutta ve beyinde glikoz metabolizmasını düzenler. Böylece beyindeki hücreleri yenilenir ve öğrenme – hatırlama kolaylaşır.

Meditasyon ve Fiziksel Aktivite

Olumlu düşünce ve stres azaltıcı aktivitelerin inflamasyonu azaltması, bilişsel aktivitenin ve olumlu davranışların artması üzerinde etkileri her geçen gün daha iyi gözleniyor. Ek olarak fiziksel aktivite tüm hücrelerde enerji oluşum mekanizmalarını etkileyeceği gibi beynin hücrelerini de olumlu etkiler.

Yan etkileri

Böyle bir beslenme yaklaşımının tabi ki de yan etkisi olmadı değil. Tüm hastalarda görülen önemli yan etkileri: hepsinde önemli ağırlık kaybı görüldü, hepsinin Beden Kütke İndeksi değerleri sağlıklı sınırlar arasına çekildi ve kan parametreleri düzeldi. J

https://youtu.be/aLtGISo4Yc4

Sağlıcakla kalın.

Uzm. Dyt. Psikonöroimmünolog İker Pazarbaşı

Kaynaklar:

  • Bredesen, D.E., Reversal of cognitive decline: a novel therapeutic program. Aging (Albany NY), 2014. 6(9): p. 707-17.
  • Soscia, S.J., et al., The Alzheimer's Disease-Associated Amyloid β-Protein Is an Antimicrobial Peptide. PLoS ONE, 2010. 5(3): p. e9505.
  • Kumar, D.K.V., et al., Amyloid-β peptide protects against microbial infection in mouse and worm models of Alzheimer’s disease. Science Translational Medicine, 2016. 8(340): p. 340ra72-340ra72.
  • Drago, S., et al., Gliadin, zonulin and gut permeability: Effects on celiac and non-celiac intestinal mucosa and intestinal cell lines. Scand J Gastroenterol, 2006. 41(4): p. 408-19.
  • Srednicka-Tober, D., et al., Composition differences between organic and conventional meat: a systematic literature review and meta-analysis. Br J Nutr, 2016. 115(6): p. 994-1011.
  • Shors, T.J., et al., Mental and Physical (MAP) Training: a neurogenesis-inspired intervention that enhances health in humans. Neurobiol Learn Mem, 2014. 115: p. 3-9.
  • Pistollato, F., et al., Role of gut microbiota and nutrients in amyloid formation and pathogenesis of Alzheimer disease. Nutr Rev, 2016. 74(10): p. 624-34.