Loading...
Menu

ALZHEIMER BESLENME PLANI

Alzheimer hastalığı şimdilik geri dönüşü olmayan bir hastalık olarak belirtiliyor. Son birkaç yılda alternatif-bütünleyici tedavi yaklaşımları herkesin dikkatini çekiyor. Çünkü bu tedavilerde büyük başarılar elde ediliyor, daha ucuz ve yan etkileri yok veya çok az. En önemlisi, vücuda kimyasal ilaçlar alınmıyor. Örneğin otizm durumunda glütensiz (buğdaysız) ve kazeinsiz (süt ürünlerinden yoksun) diyetin etkili olduğu biliniyor. Bu diyeti uygulamaya kararlı aileler çocuklarında bu diyeti uygulayarak o güne kadarki en büyük başarıyı elde ediyorlar. Beraberinde eğitim programları ve besin takviyeleri ile otizmli çocuklar yaşıtlarının normaline ulaşabiliyor. Alzheimer’da da sebze ve meyve ağırlıklı, içine şeker eklenen besinlerin olmadığı, tahılların azaltıldığı, fiziksel aktivitenin eklendiği bir yaşam planı en güzel sonucu veriyor. Eğer büyük bir kararlılıkla hastamızı kurtarmak istiyorsak, ne yapmamız gerektiğine iyi karar vermemiz gerekiyor. Geçen seferki yazımda bunun nasıl başarıldığından bahsetmiştim ( https://www.aquayasam.com/blog-detail.php?id=82). Ancak tabi ki tüm bunları birden uygulamak öyle kolay değil. Kaçırmamamız gereken nokta çalışma sonunda Alzheimer hastası bireylerin bu hastalıktan kurtulduğu gerçeği. Hemen herkesi şaşırtan bu sonuç, çalışmayı yapanları ve benim gibi alternatif-tamamlayıcı tıp alanındaki uzmanları şaşırtmadı. Çünkü bu protokolde beyin fonksiyonlarının tekrardan yerine gelmesini sağlayacak uygulamalar vardı.

Bunlar nedir diye baktığımız zaman:

  • Basit şekerler diyetten çıkıyor: Basit şekerler direk beyin sağlığını olumsuz etkiliyor. Dışarıdan eklenen saflaştırılmış şeker, ağızda ve bağırsaklarda mantarların ve zararlı bakterilerin çoğalmasına neden olur. Bağırsak ve ağız sağlığının bozulması ile birlikte beyin sağlığı da bozulmaya başlar. Bağırsak ikinci beyindir, beynin aynasıdır sözünü lütfen hatırlayalım.
  • Hastalar tahılları da diyetten çıkarıyorlar veya çok azaltıyorlar. Tabi ki tahıllar dediğimizde içerisine ekmek, pasta, poğaça, börek vb diğer hamur işleri, bulgur, makarna gibi besinler de giriyor. Bu besinlerin sürekli yenmesi ile vücutta direk açlık yerine gizli açlık oluşuyor. Bol karbonhidratlı bu batı tarzı beslenme, yani bol tahıllı beslenme, kişilerin birçok vitamin ve mineral açısından eksik beslenmesine neden oluyor. Bol mineralli, lifli, tam buğday ekmeği vb. besinlere de kapılmayın. Bazen zenginleştirilmiş ekmekler kafa karıştırıyor. Almanız gereken vitamin ve minerallerin az alınmasına neden olabiliyor. Bunların haricinde unlu mamullerin bol tüketimi ile glisemik yük artıyor. Burada detaylandırmayacağım, ancak beslenmenizde glisemik yük artışı tüm vücutta bağışıklık sistemi sorunlarına yol açar.
  • Size “unlu mamulleri hayatınızdan çıkarın” desem, yani tüm pasta, poğaça, börek, çörek, ekmek vb. undan yapılan besinleri yemeyin desem, hatta makarna ve bulguru da çıkarın desem… Bir de içerisine şeker eklenmiş besinleri de çıkarın desem… Bana vereceğiniz ilk tepki “e ne yiyeceğiz?” sorusu olacak. İstisnasız bu soru şu anda bu yazıyı okuyan herkesin aklına geliyordur. Bir de şöyle düşünün: sebze ve meyveler en yüksek ve en kaliteli vitamin ve mineral kaynaklarıdırlar. Siz aç kalmamak için, şekerli ve unlu besinler yerine sebze ve meyve yeseniz, acıktığınızda veya canınız bir şeyler çektiğinde atıştıracağınız tüm besinler, sebze ve meyvelerden oluşsa… Vücudunuza ne kadar vitamin ve mineral alabileceğinizi tahmin edebilir misiniz? Aşağıdaki grafikte, günlük beslenmeniz ile önerdiğim diyetin arasındaki vitamin ve mineral farklarını görebilirsiniz.
  • İşlenmiş besinleri diyetimizden çıkarmalıyız. İşlenmiş besinler her açıdan sağlığa zarar veriyor. İşlenmiş besinlerin yaşam süresini en çok kısaltan, beyin hücrelerine zarar veren bileşenleri içerdiği de bilimsel çalışmalar tarafından belirtiliyor. İşlenmiş besinlerin başında yarı pişmiş (nugget, şinitzel vb) ve işlemden geçirilmiş (sucuk, salam, sosis) besinler gelmekte. Ayrıca dondurulmuş besinler, ketçap mayonez gibi tatlandırıcılardan da kaçınmamız önemli.
  • Uyku süresini artırmamız gerekiyor. Yaşlı bireylerde uyku süresi azalıyor. Ancak yeterli ve kaliteli uyku çok önemli ve bunun için güneşin batma ve doğma saatlerini göz önünde bulundurmalıyız. Kaliteli uyku için sadece yeterli süre değil, güneşin doğma ve batma saatleri de önemlidir.
  • Hastamızın ağız bakımına önem vermeliyiz. Zaten şeker tüketimini bırakıp tahıl tüketimini azalttığımız zaman ağızdaki zararlı bakterilerin de önüne büyük ölçüde geçmiş oluruz. Ancak ağız temizliği için dişlerin fırçalanması da önemli.
  • Günde en az 30 dakika hafif-orta düzeyde fiziksel aktivite yapmamız lazım. Tempolu yürüyüş orta-hafif fiziksel aktiviteye girmektedir. Tabi ki orta seviyeden daha yüksek seviyede veya daha uzun süre fiziksel aktivite yapmakta serbestsiniz. Bunun daha da fazla yararını görürsünüz.
  • Meditasyon: Günde en az 15 dakika dinleyebileceğiniz sözsüz güzel dinlendirici bir müzikle diyafram nefesi alabilirsiniz veya hasta yakınınıza bu uygulamayı yaptırabilirsiniz. Bu esnada ya zihni boşaltmak yönünde ya da sevdiğiniz, bilinçaltı için iyileştirici gücü olabilecek bir kelimeyi olumlama olarak kullanabilirsiniz. Ayrıca nefes alıp verirken nefesinize odaklanabilir, sevdiğiniz bir kokuyu (tütsü, parfüm vb) etrafa yaydıktan sonra o kokuyu çekerek olumlu şeyler düşünebilirsiniz. Tüm bunlar farklı meditasyon teknikleridir. (Meditasyonu hafife almayın, tedavinin en önemli parçalarından biridir!)
  • Tükettiğiniz kırmızı et, tavuk, balık, yumurta besinlerinin çiftlik değil, serbest gezen hayvanlara ait olmasına özen gösterin. Serbest gezen hayvanların ürünlerinde vitamin-mineral içeriği daha yüksek olup, ilaç, hormon gibi kalıntılar daha az olmaktadır. Bu da aynı miktardaki besinden çok daha fazla yarar elde edilmesini sağlar.
  • Aqua Yaşam olarak, yakınlarınızın yaşam kalitesini artırabilmeyi hedefliyoruz. Bunun için düzenleyeceğimiz ücretsiz eğitim seminerimize katılım sağlayabilirsiniz. Bu seminerde Alzheimer için uygulanabilir yaşam planının nasıl olması gerektiğini, bu planı uygularken hangi temel noktaları unutmamamız gerektiğini vurgulayacağız. Eğitim seminerimize gelen bireylerin arasından gönüllü 10 bireyin Alzheimer hastası yakınını ise ücretsiz takip edeceğiz.
  • Ayrıca sitemizi takip ederek, düzenli aralıklarla paylaştığımız faydalı bilgilere sahip olabilirsiniz.