Loading...
Menu

ALGI YÖNETİMİ

Son zamanlarda “Algı Yönetimi” çok sıkça konuşulan kavramların başında geliyor. Siyasetçi “algı yönetimi” yapıyor, gizli örgütler yapıyor, medya yapıyor… Herkes bu konuda bir şey söylese de aslında kavramın içini dolduran çok az kişi var.

Öncelikle hepimizin sıkça kullandığı algı sözcüğünü tanımlamakta fayda var.

TDK algı sözcüğünü, “ Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak” diye tanımlasa da bu eksik ve yetersiz bir tanımdır. Algı dikkat ve bilinçten farklı bir kavramdır. Algı bir bilginin varlığı, fark edilmesi ve yorumlanması ile varlık kazanır. Algı bu şekli ile aslında o anda yapılan yorumdur ve gerçek bilgiyi yansıtmayabilir. Böylece, bu öğelerin bir araya gelmesi algı yönetiminin de temelini oluşturur.

Algı yönetimi kısaca karşınızdaki insan ya da insanlarda, bir olay karşısında istediğiniz yorumu ya da düşünceyi oluşturma sanatıdır.

Amaç, oluşturulacak düşünce ve yorum olduğu için bir olayın nasıl gözükeceği ve nasıl fark edileceği daha dorusu algılanacağı bu şekilde algı yönetiminin bir tasarımı olmaktadır.

Bizler günlük yaşamda, gerçek bilgiden çok “tasarlanmış” bilgi ile karşılaşmakta ve istenilen şekilde bunu algılayarak irademiz dışında yorumlara ve düşüncelere sahip olmaktayız.

Bu sadece siyaset ya da ekonomide değil bütün günlük yaşamda ortaya çıkan bir oyundur.

Arkamıza yaslanıp düşündüğümüzde aslında bunu görebiliriz. Davranışlarımız e düşüncelerimiz gerçekten istediğimiz gibi mi? Ya da gerçekten biz gibi mi? Her zaman hür irademizle mi karar veriyoruz? Bazen verdiğimiz kararların yabancısı olmuyor muyuz? Sıklıkla “basiretim bağlandı” diyor muyuz? Yaptığımız alış verişler gerçek ihtiyaçlarımızı mı karşılıyor?

Bu gibi soruları çoğaltabiliriz. Gerçekte, kendi hür irademiz ve doğamızın dışında bir yaşam sürüyoruz ve ne yazık ki toplumsal algı yönetiminin de kurbanı oluyoruz. İhtiyacımız olmayanı alıyor, biriktiriyor, ihtiyacımız olan yerine de bize sunulanı alıyoruz. İstemediğimiz bir hayatı yaşıyor, kendi ömrümüzü kısaltıp yaşamı kalitesizleştiriyoruz.

Bilinçdışına ve semboller ve algı yönetimi araçları ile gelen bu saldırı bilinçli aklımızın kurallarının dışında kaldığından bunlara karşı koymamız da zor olmaktadır. Ancak büyük bir farkındalık gerekmektedir.

Bu farkındalık, hem bu algı oyunlarına karşı koyabilmeyi sağlamakta hem de günlük hayatta daha etkili bir iletişimi sağlamaktadır.

Kapitalizmin en büyük araçlarından olan algı yönetimini bilmek aslında insanın doğasına uygun bir yaşamın da anahtarı olmaktadır. Bu sayede irademize de sahip çıkabilir, toplum içinde bir köle olmanın önüne geçebiliriz.

Dünya, insanlığa ve insan onuruna aykırı bir yöne giderken bu tür algı oyunlarına karşı koymanın tek yolu olan bu farkındalık için biraz çaba ve bilgi hemen yolumuzu aydınlatmaya başlayacaktır.