Loading...
Menu

Ah Şu Kahrolası Enerjiler, Çekimler!!!


6 yaşımdan beri bu işlerin öyle veya böyle içindeyim. Bazen tercihim doğrultusunda, bazen hayatın zorla yakamdan tutup içine koyması ile oldu. Ama oldu işte. Yıllarca en girilmeyecek kara dehliz deliklerinde bile dolandım. Cesaretten değil, yenemediğim merakımdan, merak tutkumdan… Şimdi ise biri enerji dedi mi, yarat olsun dedi mi kafamı öne eğip hızlı adımlarla uzaklaşıyorum… Hani hiç selam vermek istmediğin bir tanıdığını sen ondan önce farkedersin de o seni görmeden oradan sıvışmaya bakarsın ya o misal işte.
Peki ne oldu da bizim o tutkulu aşkımız bitti? Onsuz yaşayamam dediğim bir dünyaya, aniden resti çekip terk ettim… Aslında öyle değil, sadece artık aşkımızı gizli tutmaya karar verdim kamuya duyurmak tehlikeli gelmeye başladı. Baktım zaten eli kazara uyuşan, ısınan herkes hem de master olmaya kalkınca, herkes birden İsa, Musa kesilip her şeyi düşünüp yaratmaya başlayınca ben çooook çooook gerilerde kalmışım, boşa geçirmişim yıllarımı dedirtti bana… Bir de ben saf inanç yetmez deyip bir bilim kadını da olmaya çalışınca hikayede yavaşladım herhalde dedim.
Bu arada yanlış anlaşılmasın, hakkıyla bu yolda koşar adımlarla geçenler, doğuştan yolun ilerisinde bir yerlerde doğanlar, farklı bir sol beyinden gelip bir anda sağ beyinle bütünleyince müthiş bir dağarcık yaratanlara sözüm yok. Zaten amacım, kimseyi yargılamakta değil… Diyeceksiniz ki, şu ana kadar yazdığın yargılama değil de, ne? Sadece yol o kadar da gül bahçesi değil, yürüdüğünüz yola dikkati çekme…
Hayatta ki herşey bilgi, tecrübe ve o ikiliyi kullanabilecek bir olgunluğa gelme ile huzur, doyum verir. O yüzden görünen köy kılavuz istemez, ama yolda görünmeyen o kadar çok şey var ki, köy yanlış köylere gitmeye başladı. Evet, insanoğlu müthiş bir varlıktır, sandığınızdan daha güçlü, daha yaratıcı ve daha muazzamdır. Düşünce ve duyguları ile tüm dünyaya, olmadı en azından kendi dünyasına yön verebilir, şekillendirebilir. Eee, o zaman neden olmuyor? Neden herkes yapamıyor? Ya da bir oluyor ikinci de olmuyor? Dondurma isteyince oluyor da, araba isteyince öyle havayı kokluyoruz? Çünkü parametreler sadece düşünce ve duygularımız değil. Matematiksel parametreler var. Nasıl bir oku yayı gerip hedefe nişan almanız yetmiyorsa, rüzgarı, eğimi, hedefin saplanacağı tahtanın sertliğini bile hesaba katmak gerekiyorsa bundan daha çok parametreler var. Hepsini burada anlatmam mümkün değil, ama bu blogta bu parametreleri oradan buradan hep tanıyacak yazılar olacak… Eğer kendimizi tanırsak, beynimizin ve enerjimizin çalışma prensiplerini tümüyle kavrarsak o parametreleri daha doğru yönetmemiz mümkün olur. Bana diyeceksiniz ki hayatında istediğin herşeyi istediğin şekilde yaratabiliyor musun? Tabii ki hayır, ama bir kurban olmadığımı kesinlikle söyleyebilirim. Her ŞEYİ yaratabilmem için kendimi her hücresine kadar tanımış olmam gerekiyor ki ben kendime giden yolun yolcuğunu henüz bitiremedim.. İlk dönemlerde hep vardım sandım, arkama rahat rahat yaslandım, vardığım yere yerleştim, ama baktım hiç birinde perde kapanmadı. Sonra aa bu değilmiş, ama bu sefer kesin vardım dedim, yok hiç bitmedi. Artık bitişi aramaktan vazgeçtim. Bir bilgisayar oyununda gibiyim, oyunda ilerleyip level atladıkça yeni bir sistem ve görüntünün içine giriyor ve giderek oyun her seferinde bir öncekinden daha konforlu, zevkli hale geliyor.
Şimdi parametrelere bakacak olursak, en önemli parametre burada kendimiziz. Biz düşündüğümüzü sandığımız şeyler değiliz. Öyle olsaydı, sigarayı bırakmaya karar veren herkes, ertesi gün sigara içmiyor olurdu, değil mi? İçimizde yılların oluşturduğu komplike çalışan bir bilgisayar yazılım programı var. Ve EN ÖNEMLİSİ!!!! bu program kendini koruma amaçlı ulaşım izni vermiyor. Bizim düşüncelerimiz genel müdürün düşüncüleri gibi kalıyor, ama patronun izin verdiği ölçüde ve yetkide… Buna döneceğiz, ama ikinci parametre genetik, genetik bilgi hala tartışılsa da bence yıllar içinde aileden gelen birçok deneyimi barındırdığı kanıtlanacak. En azından şimdi ki durumda bakarsak, ailenin deneyimleri, korkuları, seçimleri bize ilk prova ettirilen hayatı ( dünyaya oryantasyon programımızı) kapsıyor. Etkisinin büyüklüğünü buradan tahmin edin. Üçüncü parametre zaman. Nasıl bir çiçeği toprağa ektiğinizde anında bir metre boy ve çiçeklerle fışkırmıyorsa, ya da hamile kaldığınızda 1.70 boyunda bir adam veya kadın doğurmuyorsanız düşünceler ve yaratımlar için de geçerlidir bu. Siz bir seçim yaptığınızda o oluşurken her gün üzerine ah oldu, olmadı, doğru mu bu benim için diyerek her gün yeni düşünce veya duygu eker biçerseniz hepsinin toplam etkisi sonuca getirecektir bunu unutmayın. Örneğin, canım dondurma istedi ve ben 50 birim dondurma istiyorum düşüncesine enerji yolladım. Ah, Kış günü kim dondurma üretir dersem -10 birim gitti. Kaldı 40 birim. Ya bu soğukta yemek doğru olacak mı dersem -15 daha gitti. ( kendimiz hakkında kaygımız büyükse eksi onbeşten daha da fazla olacağına emin olabilirsiniz) . Kaldı 25 birim. Kim gidip alacak, geç oldu dersem eksi 5 te oradan yirmi birim elimde kaldı. Yirmi birim enerji o dondurmayı oraya ulaştıracak kadar güçlüyse yersiniz, değilse tekrar onu artılara döndürecek ek duygular üretmediğiniz sürece olay yarım inşaa edilen bir ev gibi zamanını bekler. Hiç düşünmeden dondurma geçti içinizden ve bıraktınız, o anda kapınız çalıp dondurma promosyonu yapan bir firma ürün tanıtımı için size numune bırakabilir. Dördüncü parametre madde dünyanın gerçeklikleri. Bu sandığınızdan başka yönlerden etkilidir, bu başka bir zamanın konusu.
Şimdi bir örnekleme yapacak olursak, sigarayı bırakmaya karar verdiniz. Sigara uyandığınızdan itibaren içmiyorsunuz. Tüm gün başarınızla geçirirken, patron geldi ve size bağırdı. O kadar sıkıldınız ki, patrona bağırsanız işten olacaksınız, kendinizi bir çıkmazda hissettiniz. VEEE o an tek isteğiniz o duyguyu değiştirmek oldu. Eğer sigaraya hayatınızda kendinize dair yüklediğiniz gizli anlamlar varsa özgürlük, güç gibi program bakar sigara içmeme kararı mı ağır basıyor, o duygulara o an için sahip olma isteği mi? hangi enerji ağır basarsa mekanizma tıpkı bir bilgisayar programı gibi onu seçer, matematiksel fazla olanı. Ve siz sonuçta kendinizi seçimlerinizde başarısız, iradesiz hissedersiniz. Giderek umudunuz tüketir , kendinize inancınızı yitirirsiniz. Oysa olay sadece parametrelerdir bazen. O yüzden enerjilerle onu diledim oldu, bunu istedim gelmedi, Ferrari fotoğrafını buzdolabına asmak niye yetmedi demeden önce projektörleri sadece ve sadece kendimizi tanımaya, keşfetmeye yöneltmeliyiz… Sevgiyle ve kendinizle kalın….